SatırdaşBeta

Haritada Olmayan Ada

2. İkinci Bölüm: Yalan Söyleyen Hazine Avcısı

Papağan Defne'yi adanın içine doğru götürdü. Yol boyunca durmadan konuştu; konuşmalarının yarısı şarkıydı çünkü kural gereği her yirmi dakikada bir şarkı söylemek zorundaydı, diğer yarısı ise unuttuğu üçüncü kuralı hatırlamaya çalışmakla geçiyordu.

Ada, dışarıdan baktığından çok daha büyüktü. Pembe kumsal bir ormanın içine, orman bir bağa, bağ da bir batakluğa açılıyordu. Batakluğun kenarında, çok iri bir hastağın üstünde, çok iyi giyimli bir adam duruyordu. Adamın üzerinde kadife bir ceket, elinde kocaman bir harita vardı. Yüzünde, öyle bir sır gülümsemesi vardı ki, Defne hemen şüphelendi.

“Bu Bay Zarıf,” dedi papağan, fısıldayarak. “Hazine avcısı. Yalan söylemesi yasak ama sürekli deniyor. Her yalanda kulağı kızarır.”

Bay Zarıf onlara döndü. “Merhaba, çocuk! Ben Bay Zarıf, dünyanın en dürüst adamı. Bu adanın sahibiyim, kraldım, üç ağaç dikmişimdir.”

Kulakları kırmızı oldu.

Defne ellerini bükerek bekledi. “Hazine nerede?”

“Hazine mi? Hangi hazine?” Kulakları kor gibi parladı. “Hiç hazine yok. Hiç aramadım.”

Papağan kahkaha attı. “Yine yalan söyledi!”

“Hayır!” dedi Bay Zarıf, kulakları daha da kızarırken. “Yani, evet. Yani, belki. Bir hazine var, ama kimsenin başarıyla bulamadığı bir hazine. Bu ada, onu bulacak dürüst birini bekliyor ve ben yedi yıldır dürüst biri olmaya çalışıyorum.”

“Yedi yıldan beri mi?” dedi Defne.

“Evet. Ve başaramadım.”

Sessizlik oldu. Bay Zarıf'ın kulakları normal rengine döndü, çünkü bu söylediği doğruydu.

Defne cebinden pusulayı çıkardı. İbre artık dimdik, batakluğun ortasındaki küçük bir kayayı gösteriyordu. “Bu ne?” dedi.

Bay Zarıf pusulaya baktı. Yüzünden hastağın üstünde duran adamın sır gülümsemesi silindi, yerine çocuk gibi bir şaşkınlık geldi.

“Bu... Kayıp Kral'ın pusulası,” dedi kısık bir sesle. “Onu ben yedi yıldır arıyorum. Nereden buldun?”

“Büyükbabam bıraktı.”

“Büyükbabanın adı neydi?”

Papağan, şapşalını yere düşürdü. “Hamdi mi? Kayıp Kral'ın son balıkçısı! Bu pusula... bu pusula krallığın anahtarı!”

Bay Zarıf titreyen elleriyle haritayı açtı. Haritanın tam ortasında bir boşluk vardı; boyanmamış bir daire. Defne pusulayı o dairenin üstüne koydu. İbre döndü, durdu ve harita üzerinde, gözlerinin önünde, eski bir yazı belirdi:

Hazine, onu aramayanın olur.

Bay Zarıf'ın kulakları en kırmızı hâline ulaştı. “Bu... bu kesinlikle yalan!” dedi, çünkü yedi yıldır hazineyi arayan biri için bu cümleyi doğru kabul etmek mümkün değildi.

Ama kulakları daha fazla kızarmadı. Yani yalan değildi.